Yeterince Değil, Fazlasıyla Özen…
Paylaş
Yeterince Değil, Fazlasıyla Özen.
İki kadının obsesyonu, doğaya olan bağlılığı ve 25 yıllık bir hayal…
Bazı cümleler vardır; slogan gibi durur ama aslında bir karakter anlatır.
“Yeterince değil, fazlasıyla özen” bizim için tam olarak böyle bir cümle.
Bu motto, NOİ’de pazarlama departmanında doğmadı!
Bizim mutfakta doğdu.
Defter kenarlarında doğdu.
“Bence olmadı” cümlesinin üst üste beşinci kez kurulduğu anlarda doğdu.
Ve en çok da şu anlarda:
Bir ürünü ve sunumu tamamladığımızı düşündüğümüz o anlarda, yol arkadaşımla göz göze geliyoruz.
Ve o bakışta tek bir soru:
“Oldu mu bu… yoksa biraz daha kurcalasak mı?”
Bu artık bizim aramızda sözsüz bir dil.
Bazen tek bir kaş kaldırma yeter.
Bazen derin bir iç çekiş.
Bazen de şu meşhur cümle gelir:
“Bence olmadı.”
İşte nice formül bu cümleyle çöpe gitmiştir.
Hani derler ya,
“Nice yiğitler bu yolda can verdi” diye…
Ama üzülmedik.
Çünkü biz zaten “oldu”yu değil,
“içimize sineni” arıyorduk.
Bu obsesyon nereden geliyor?
Bu hikâye yeni değil.
Yaklaşık 25 yıl öncesine dayanıyor.
Yol arkadaşımla, İzmir’de son derece mütevazı imkânlarla, üniversiteyi birlikte okuduk.
Yer yatağı, kendine hayrı olmayan bir buzdolabı, Nuh Nebi’den kalma merdaneli çamaşır makinemiz ve biz…
Televizyon mu? Şakacı seni; tabii ki yoktu :)
Çay + bisküvi temel besin kaynağımızdı.
Bu yokluk içinde ise ucu bucağı olmayan hayallerle doluyduk.
Duvara astığımız koca bir buket kurumuş çiçeğin bizim nazarımızda televizyon olması…
Ve ciddi ciddi programlar uydurup yorum yapmamız…
Bunlardan sadece biri :)
Isınmak için minik bir elektrik sobamız vardı.
Akşamları onun ışığında yerde bağdaş kurup yaptığımız sohbetler, bugün bile öyle leziz bir tat bırakıyor ki damağımızda…
Başlıca sohbet konumuz şuydu:
“Birlikte yürüyeceğimiz yolda, bizi biz yapan fark ne olacak?”
Ne iş yapacağımızı bilmiyorduk belki.
Ama şunu biliyorduk:
Birlikte yapacağız.
Aynı masada üreteceğiz.
Omuz omuza başarmaya çalışacağız.
NOİ,
işte o soba ışığında kurulan hayallerin bugünkü hâli.
Belki de bu yüzden bizim için öncelik asla para kazanmak olmadı.
Bizim meselemiz hep şuydu:
Birlikte en iyisini yapmak…
“Yeterince” neden bize yetmiyor? Doyumsuz muyuz???
Yaniii… belki bi miktar o da var :)
Ama asıl mesele şu:
Çünkü “yeterince” genelde şunları ifade eder:
✔ İş görür
✔ Olur
✔ Fena değil
✔ Kullanılır
Bunlar “yeterince”nin karşılığı.
Ve bu şekilde bakınca… sana da yetersiz gelmedi mi?
Bizim için hedef:
✔ İçeriği güçlü
✔ Duruşu net
✔ Kullanımı keyifli
✔ Ritüeli olan ürünler
Yani sadece cilde değil, hayata da iyi gelen ürünler.
Bir sabun düşün:
Sadece temizlemesin, biraz da iyi hissettirsin.
Bir yağ düşün:
Sadece sürülmesin, bir an yaratsın.
İşte biz “fazlasıyla özen” derken bunu kastediyoruz.
Peki bu özen nerelere bulaşıyor?
Her yere…
• Ürün geliştirirken
• Etiket hazırlarken
• Kutu seçerken
• Fotoğraf çekerken
• Metin yazarken
• Sipariş paketlerken
• Instagram’da paylaşırken
Her defasında aynı soru dönüyor:
“Bir tık daha iyi olabilir mi?”
Ve çoğu zaman cevap şu oluyor:
“Olabilir.”
O yüzden bizim tarafta:
– Bir ürünün içeriği, ‘işte bu’ diyene kadar defalarca yeniden çalışılabilir.
– Bir görsel günlerce bekleyebilir
– Bir metin defalarca değişebilir
– Bir kargo kutusu üç kere yeniden tasarlanabilir
– Bir ürün fotoğrafı sayısız kere çekilebilir
Çünkü biz şuna inanıyoruz:
Kimse fark etmese bile biz fark ederiz.
Ve biz kendimize “oldu” demeden
hiçbir şey tamamlanmış sayılmaz.
Şöyle bir etrafa bakınca…
Doğal ürün çok, el yapımı ürün çok ama her üründe aynı emek yok.
Bizim iddiamız şu:
NOİ’de hiçbir şey “idare eder” diye bırakılmaz.
Hiçbir formül “oldu işte” diye tamamlanmaz.
Hiçbir detay “kimse fark etmez” diye geçiştirilmez.
Çünkü biliyoruz ki:
Özen görünür, özen hissedilir, özen zamanla anlaşılır.
Ve bazen en büyük fark, göze çarpmayan ayrıntılarda saklıdır.
İşte bu yüzden:
Yeterince değil, fazlasıyla özen.
Ve belki de bu yüzden, biz hâlâ her yeni üründe, her paylaşımda ve işimizle ilgili attığımız her adımda;
o eski soba ışığında kurduğumuz hayale bakıp
şunu soruyoruz:
“Daha iyisi olabilir mi?”
İLKE TAŞKARA